27 Eylül 2016 Salı

hipotiroidi ile yaşamak



Hipotirodiye ilk yakalandığımda doktorumun tanımlamasını unutmuyorum :Tiroid bezi vücudun orkestra şefidir.
Hastalık sürecinde 30 kilo almış hayatnın nerdeyse tüm düzeni değişmiş biri olarak ne kadar haklı olduğunu her gün bana ispat etti hastalığım.
17 yıldır bu hastalıkla yaşamama rağmen her gün yeni birşeyler öğreniyorum.
Hastalığın her geçen gün arttığını bildiğim için öğrendiklerimi paylaşmak istedim.
-Tiroit ilacı kilo aldırmaz aksine kullanmazsanız kilo alırsınız.
-İlaçlar kesinlikle sabah aç karnına alınmalıdır.Yemekten yarım saat önce en uygunudur.Mideye dokunuyorsa tok karna alınabilir ama kesinlikle mide ilaçları ile alınmamalıdır.
- Tiroit hastalarının sık yaptıkları hatalardan biri de tedaviye başlar başlamaz ortaya çıkabilecek ilaca bağlı sıradan bazı sorunları bilmedikleri ya da korktukları için fazlaca büyütmek ve ilacı tümüyle kesmektir. Bu ilaçları kullananlarda özellikle yeni başlayanlarda çarpıntı, uyku kaçması, göğüs ağrısı, sinirlilik, ayak krampları, ellerde titreme, nefes darlığı, baş ağrısı gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Geçici olarak saç dökülmesi, adet düzensizlikleri olabilir. Böyle durumlarda ilacı kesmek yerine doktorunuzla konuşmanız ve çözüm aramanız daha doğru olacaktır.
- EĞER tiroit sorununuz varsa sigara içmeyiniz. Sigara içilen yerlerde oturmayınız. Herhangi bir ilaç kullanacağınızda doktorunuza bilgi veriniz. İçinde iyot bulunan hapları şurupları doktorunuzun izni olmadan asla içmeyiniz. Çarpıntıya yol açabilecek kafein zengini içecekleri (çay, kahve, kola) tercih etmeyiniz.
- İlacınızın dozunu değiştirmek gerekebileceğini aklınızdan çıkarmayınız ve çok özel bazı durumlar dışında hipotiroitinin ömrü boyu sürdüğünü ve hormonların çoğu zaman ömrü boyu kullanılması gerektiğini bir kenara not ediniz.
- TİROİD haplarını başka ilaçlarla birlikte almak da doğru değil. Özellikle kalsiyum ve demir hapları demir içeren multivitamin tabletleri gastrit ülser tedavisinde kullanılan her türlü ilaç bu ilaçlarla birlikte kullanılmamalı. Bu ilaçlar gerekiyorsa diğer öğünlere bırakılmalı.
- Tiroit haplarını özellikle akşamları almamanızda yarar var. Uykunuz kaçabilir, çarpıntı yapabilir.
- Bu hapların doz değişikliğini de sadece doktorlar yapmalı. Doz ayarlaması için 6-12 aylık aralıklarla doktora gitmek TSH ve T3, T4 seviyelerine göre dozu yeniden belirlemek gerekiyor.
- Bu ilaçların farklı markalar adı altında satılanları aynı dozlarda olsalar bile değiştirmek de doğru değil. Aynı dozda olsalar bile farklı ürünlerin emilim ve biyolojik yararlanımları arasında farklar olabiliyor.
-Sakın kilo vermek için kullanmayın.
Gelelim yemeklere:
- Hipotiroid hastalarında iyot eksikliği meydana geldiği için, hastalara iyotlu tuz kullanımı önerilmektedir. Bazı durumlarda kişi guatrojen besin öğelerini aşırı tüketiyorsa iyot emilimi engellendiğinden iyotlu tuz kullanımı da yeterli olmamaktadır. Brokoli, hardal, yer fıstığı, karnabahar, turp, brüksel lahanası, lahana ve soya fasulyesi çiğ tüketilmemelidir. Bunun nedeni ise, bu gıdaların pişirilerek tüketilmesinin guatrojen madde miktarını azaltmasıdır.
- Hipotiroid hastaları kafeinden uzak durmalı, çay, kola, kahve ve çikolata tüketimine son vermelidir.
- Dana karaciğeri, balık, dana eti, mercimek, mantar, ceviz, susam, ay çekirdeği, tam tahıllı ürünler selenyum ihtiva ettiğinden ve hipotiroid hastalarının selenyumdan eksik beslendiğinde tiroid fonksiyonları düzensizleşeceğinden bu besinler aşırıya kaçılmadan tüketilmelidir.
- Omega-3 ihtiva eden balık haftada iki kez tüketilmelidir.
- Sigaradan uzak durmanızda da sağlığınız açısından fayda var.
- Tam tahıllı ürünler ve kurubaklagillerde bu hastaların tüketmesi gereken besinlerdendir.
- Düzenli olarak taze ya da kuru kayısı , gün kurusu kayısı , hurma , yumurta sarısı ,  pekmez , maydanoz , maydanoz suyu , patates , kuru yada taze mürdüm eriği , tam tahıl , balık , tavuk , süt ürünleri ve peynir tüketin.
- Brokoli , Brüksel lahanası , beyaz lahana , kara lahana , şeftali , armut , turp , ıspanak , pazı ve şalgam guatrojenik besinlerdir. Bu besinlere  beslenme programınızda daha az yer verin. Eğer hipotroid semptomlarınız arttıysa yada ileri düzeyde ise bu yiyecekleri tamamen diyetinizden çıkartın.
- Rafine edilmiş besinlerden ( beyaz un , şeker ) uzak durun.
- B vitamin kompleksi hücre yenilenmesi ve hücresel enerji üretimi , sindirim sistemi , immun fonksiyonlar ve troid fonksiyonları için  çok gereklidir. Diyetinizde her besin grubundan almanız çok önemlidir. Özellikle tam tahıllar , kurubaklagiller , yağsız hayvansal ürünleri dengeli bir şekilde tüketmek gereklidir.Yetersizliği görülen durumlarda beslenme uzmanınıza danışarak B Vitamin kompleksi kullanın.
- Yeşil çay antiinflamuar ve antikanserojen besindir ve iyi bir metabolizma hızlandırıcıdır. Hergün 3 fincan şekersiz limonlu yeşil çay tüketin.
- Bol su için. Musluk sularını kullanmayın. Tükettiğiniz suyun kalitesine ve içeriğine dikkat edin

23 Haziran 2016 Perşembe

BİR MASAL ŞEHRİ PRAG

Orta Avrupa Seyahati surasında beni en çok etkileyen şüphesiz Prag oldu .
"Hitler bile bombalamaya kıyamamış"
Prag'ı en iyi anlatan cümle sanırım.
Eski şehre indiğinizde gerçek dünyayla bağlantınızı kesildiğini ve bir ortacağ masalına düştüğünüzü sanıyorsunuz onca kalabalığa rağmen.

Şehir turu genelde ya Kale ile başlar ya da kale ile sona erer.Karl köprüsünden geçip kalabalığa adım attığınız an da nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz genelde.Aman cüzdanlara dikkat kalabalıklarda yan kesici riski her zaman var.

Bu sokaklarda kaybolmak boynunuzun borcu.İçinizden geldiği gibi gezin.nehir boyunca uzanan köprülerden bir o yana bir bu yana geçin.Keyfini çıkarın şehrin.

Bir kere gece saat 12:00'de meydanda olmak ve ve astronomik saati izlemek şart.

Şehirde her yer mutlaka görün listesinde benim için.Ama özel ilgi alanı olanlara opera binasının karşısında bulunan Cafe Slavia'da belki Nazım'ın oturduğu masada oturup siz de bir kaç satır yazmak istersiniz.Ya da Nazım'ın gizli aşkı Sonya'sı ile birlikte yemek yediği 3 leylek lokantasını bulmak.Vitavanın sağ yakasında gözlerden uzak o küçük lokantayı.

Kaleden inip şehre inerken yolunuza çıkacak Kafka'nın evi gelmişken ustaya saygılarınızı sunmak lazım.

Karl köprüsü ,Karl köprürü işte...Durun ..heykelleri inceleyin.

Kaleye mutlaka çıkın.Aziz Vitus katedralini görün.Gotik mimariye bir kez daha saygılarınızı sunun. İçindeki detayları keşfedin.(Azıcık kuyruk bekleyin canım)

Prag'da gezmeyin dediğim gibi kendinizi kaybedin.Sonra da yine görüşürüz diye ayrılın.Emin olun kalbinizin bir kısmı bu güzel şehirde kalacak.Boşuna aşkın şehri değil Prag.Aşk şehirle sizin aranızda.

















Hediyelik eşya alacaksanız hemen her yerde devletin hediyelik eşya dükkanları var ve harika şeyler var .Özellikle emaye hediyelikler hem çok hoş hem de fiyatları uygun.

Çek Cumhuriyeti hakkında derlediğim notlar:
Tramvayda ya da otobüste daima boş yer bulabilirsiniz. İnsanlar ilginç bir şekilde tramvay tamamen dolu olsa bile oturmak yerine tutunmayı tercih ediyorlar.
Su ciddi bir sorun.Ben genelde yurtdışına çıkarken yanıma su alıyorum ama Orta Avrupa'da bu kesinlikle şart.Sularının tadı bana çok tuhaf geldiği için iyi suya sağlam para vermek durumunda kaldım.Gazsız su  "neperliva"  Gazlı su için "perliva", az gazlı su  "jemne perliva"
 
Çek Cumhuriyetinde kullanılan para birimi krondur. Bir lira yaklaşık olarak 9 kron ediyor ancak pratik olması açısından 1 lira = 10 kron şeklinde hesaplayabilirsiniz. Örneğin 25 kronluk bir ürün yaklaşık olarak 2.5 lira ediyor.
Ülkede yemek içmek aşırı ucuz restoran gözünüze lüks görünse de korkmayın .Zaten çoğu yerde menüler dışarıda yazıyor oradan fiyatlara bakmak mümkün.Dünya mıutfağından çok iyi restoranlar mevcut.

Ülkede esrar içmek illegal olmakla birlikte çok sıkı bir denetim bulunmuyor. Polis genellikle esrar içen insanları görmezden geliyor.

Çek birası ucuz ,kaliteli ve çok lezzetli.Bu yüzden başka birşey içmiyorlar sanki.şarapları da harika ama .

Becherovka ve slivovice isimli iki özel içkileri var. Becherovkanın ballısını pek sevdim ama yanlışlıkla baharatlısını almışım :( o daha çok alkollü nane limon gibi.


21 Haziran 2016 Salı

Kızartmaya yeniden kavuşturan mucize Acti Fry

Yıllardır alayım mı alsam mı diye düşünmekteydim ama  bir türlü sıra gelmemişti Tefal Actifry almaya.Yakın arkadaşlarım iyi bilirler bir üründen memnunsam onun gönüllüsü haline gelirim .Bu yüzden bugün size Acti Fry'dan bahsetmek istedim biraz.Çevremde kullanan ve memnun olan çok arkadaşım vardı bu yüzden bence geç bile kaldım almak için.
Bir İzmirliyi yazın en baştan çıkaracak koku şüphesiz karışık kızartma kokusudur.Ben çocukken büyükannemin kocaman bir kara tavası vardı ve kendisi yaz mevsimince ocağın üzerinden hiç inmezdi.Odun sobasında o kara tavada yapılan kızartmanın tadı da hiçbirşey benzemezdi doğrusu.Şimdiyse...Tüfek icad oldu mertlik bozuldu kızartma zinhar tü kaka ilan edildi,hele kara tava en büyük düşman ve bizler yiyemez olduk.Fırında az yağlı yapılan karnıyarık benim pes ettiğim yerdi galiba .Ve kendime bir Tefal Actifry aldım.Artık gönül rahatlığı ile kızartma yiyebiliyorum.Bir yemek kaşığı yağ ile koca bir tabak patates kızartması nasıl büyük bir lüks nasıl büyük bir lütüfmuş yarabbim.Köfte patatese tekrar kavuştum sanki.
















Anlayacağınız faydalı bir icat bu herkese tavsiye ediyorum türünden bir yazı oldu bu .Ne kadar çok olursa o kadar çok farklı tarif çıkar.Ben de arada farklı şeyler yapıp yemek blogumda  paylaşmayı düşünüyorum.şimdilik ingilizce bir aplikasyonu var onu ve bazı blogger arkadaşların sayfalarını öneririm.(hünerli bayanlar)

Bir tarifte benden.

Şakşuka
Patlıcan  ve patatesleri soyup küp küp doğruyoruz.Actifry'a önce 1 kaşık yağ koyup 2 dakika yağı ısıtıyoruz.Ardından önce patlıcanları ve sonra patatesleri koyup  pişiriyoruz.(ikisinin de pişmesi 30 dk kadar sürüyor)Sonra yine iri dilimler haline doğradığımız biberleri koyup 10 15 dk kadar kızartıyoruz.Biberleri aldıktan sonra bir kaşık daha yağ koyup üzerine ekleyecğiniz irice doğranmış 10 diş sarımsak ve 2 küp küp doğranmış domatesle sosunu yapıyoruz.Sosu kızarmış sebzelerin üzerine döküp afiyetle yiyoruz .




29 Şubat 2016 Pazartesi

Diş sağlığı hakkında

Herkese yeniden Merhaba;
Youtube kanalımdaki Diş sağlığı videomda bahsettiğim İpana 3D White perfection’ı merak edenler için bir de burda detaylı olarak yazmak istedim.
Shakira’nin bembeyaz dişleriyle reklam yüzü olduğu macunu bende bir süredir deniyorum.
Ürünün içinde aynı yüzümüze uyguladığımız peelingler gibi minik partiküller bulunuyor ve diş beyazlatmayı vaadediyor.Macunun verdiği ferahlık hissi ve beyazlık çok güzel.
Detaylı bilgi için Youtube videomu buraya da ekliyorum. İzleyip yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın!
Ürünü Satın almak için buraya tıklayınız.
Daha detaylı bilgi için http://agizbakimuzmani.com/ sitesini ziyaret edebilirsiniz :)
Bembeyaz gülüşlü günler herkese!
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
Kaynak: http://melodininmakyaji.blogspot.com.tr/

Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Aralık 2015 Pazartesi

Konstantiniyye Oteli-Zülfü Livaneli

Bu güne kadar herşeyi yazmışım da hayatımın en önemli kısmını işgal edenleri yazmamışım yeni farkettim nedense.Kitaplar...En büyük tutkum.Ödünç vermeye kıyamadığım bağışlamaya hiç yanaşmadığım en büyük koleksiyonum.Düşünseniz en büyük hayalim aşağıdaki  gibi bir odamın olması.Yarıladım nerdeyse ama henüz tüm amacıma ulaşmama var gibi.


Neyse bugün ki konumuz Zülfü Livaneli'nin son kitabı Konstantiniyye Oteli.
Kitap başlangıçta biraz yoruyor.Bir otelin açılışından yola çıkıp açılış törenini düzenleyen Zehra'nın hikayesinden ,açılışta davetli , çalışan bir çok insanın ve çevrelerindekinin hayatlarına bir dokunup onları bizlere tanıştıran bir kitap aslında.Bu süreçte günümüz insanının çok güzel anlayıp anlatıyor Livaneli bir şiir akıcılığında.Bazı noktalar gerçeklerimize çok güzel bağlanmış dokundurmalarıyla insanı cidden gülümsetiyor bazı noktalar sinirlerini bozuyor ama severek okunuyor .
Yalnız sonunda eee bitti şimdi ne oldu hissi yaşamıyor değilsiniz benden uyarması.





17 Kasım 2015 Salı

EVDE KOMPOST GÜBRE YAPIYORUZ

Eskiler gibi .Evdeki hiçbirşey boşa gitmemeli.Şu ara bu konuda çok daha dikkatliyim.Dünyayı hızla sömürüyoruz.Doymayan bir nesildik doymak bilmeyen nesiller yetiştiriyoruz.Herşeyi insanları bile hızla tüketiyoruz.Bu kargaşa içinde ne kurtarırsak kardır.
Sebzeleri yıkadığımız suyla saksıları sulamak veya balkon yıkamak,mutfak atıklarında gübre yapmak.
Sistem aslında çok kolay.2 büyük pet şişeyi alın.Bir tanesinin altına küçük delikler açın diğerini de ortasından kesin.Birbirne geçirin alın size kompost ünitesi.Sonra mutfaktaki hemen her yeşil çöpü buna atın.

Yeşil malzeme (azot içeriği fazla olanlar)


Çim biçim artıkları,
Taze sebze meyve kabukları, artıkları,
Yaş taze otlar,
Çay atıkları,mutfak atıkları.
Yapraklar,
Taze çiftlik gübresi.

Kahverengi malzeme (Karbon sağlayanlar)

Dal parçaları,
Ağaç kabukları,
Testere tozu, talaş,
Çam ibreleri,
Kuru yapraklar,
Gazete kağıdı,
Saman, sap. vs.


Komposta neler konmaz?

Et, et ürünleri,
Süt ve süt ürünleri,
Kedi köpek dışkısı,
Yağlı yiyecek artıkları, yağ,
İşlenmiş kuşe, naylonlu, aluminyumlu vs. kağıtlar,
Tıbbi atıklar, çocuk bezleri, hijyenik pedler,
Gazete ve dergi kağıtları ( matbaa kimyasallarından dolayı),
Hastalık ve zararlı içeren bitki artıkları,
Üzerinde tohum olan yabancı otlar.

İyi bir kompostun sırrı Karbon /Azot oranının dengelenmesidir. Bunu basitçe kompost yığınınızı yaparken ayarlayacaksınız.

Hadi bakalım işe koyulun :)






































referans ve merak ettikleriniz :agaclar.net